10/7/2009 - Acı
~İçimdekileri dökme amacıyla yazılmıştır.~Öykü ya da düz yazı farketmez,kategorisizdir.~Yaşamışım olduğum bir 'şey'in hikayesidir.~Yorumlara açıktır.
~Şunu da ekleyeyim normalde bu tür ilişkilere fazla kafamı takan bir insan değilim,Kubilay la (HPC'den Arminas)bir konuşmamızda hatta beni eleştirmişti,iyi hatırlarım.Ama bir anda oldu,ve gerçekten kendimi kaybettim.Beni bu kadar etkilemesinin nedeni,kaybımım kendim oluşu..Benle yaşayan benim gibi yaşayan herşeyimle aynı olan insanın kaybı..
İşte her gece üzerine kara bulut gibi çöken o günü her anına kadar tekrar yaşıyordu. Okulunun yıl sonu şenliğindeydi.Dans pistinde olmayan birkaç arkadaşıyla bahçenin en dip köşelerinden birine kurulmuşlardı.Annesinin istediği kıyafetle suratı asık bir şekilde bekliyordu şenliğin bitmesini.Hem ne işi vardi onun burada?Neden gelmişti?Ama hayır,kardeşinden daha yakın olan ölümsüz dostu Salih'i kıramazdı.Sabah evden çıktığından beridir başının etini yiyordu akşamki şenliğe gelmesi için.Bir nevi kavalyesi olacaktı onun.Peki o nerdeydi?Bu kadar ısrar ettiği halde neden yanında degildi?Onun isteği olmasa burada değil Eren'in yanında olacaktı.Tam bunları düşünüp hayıflanırken Salih görünmüştü.Yüzünde çekingen bir ifadeyle yanına tünemişti.Niye böyle davranıyorsun diye sormuştu sessizce."neden mi? Neden hea?" diye cevapladığını duyuyordu kendinin."Sen bilmiyorsan sana anlatacak değilim lan.".Bir anda ayaga fırlamıştı Salih,karşısına geçip iki omzunda sarsmıştı onu."Böyle yapma bana!"."iyi yapmam." diye cevapladiğını duyar gibiydi dislerinin arasından.Diğer arkadaşlarının garip bakışlarının arasında arkasına bakmadan oradan ayrıldığınh gördü kardeşten öte kardeşinin.Hem kızgındı hemde üzgün.Neden bunların ikisinide aynı anda hissetmek zorundaydı sanki? ~~~ Tavır takındığı kardeşini on dakika sonra arıyordu.Yıkılmıştı.Mesaj yazacak gücü yoktu.Elleri titriyor,ne yapacağını bilmez halde etrafını tarıyordu Salih'i görebilmek için.En sonunda bahçenin diğer köşesinde sigarasını içer halde buldu onu.Geldiğinde yuzünde beliren umut verici gülümsemeye aldırmadan canından cok sevdiği kardeşine tutundu..Sigarasını alıp ağzına götürürken nikotinin o her zamanki hazzı ve rahatlatıcı etkiyi vermesini umarak içine çekti.Ama yok ona bu gece can dostundan bile fayda yoktu. Önceden oturduğu köşeye dönemedi.Dönmek istemedi.Yavaş yavaş gücünün tükendiğini farkediyordu.O da gidiyordu işte..Etrafındakilerin mutlu oldukları her daim sırıtan yüz ifadeleriyle kesinleşiyordu.Hayat acimasiz ve adaletsizdi.Ne yapacağını bilmiyordu.Insanlara karşi ne demeliydi?Bir yanı onların bu ilgisizliğine ve anlamaktan yoksun tavırlarına karşılık yakıp yıkmayı istiyor bir yanı da kendi acısında kavrulmayı istiyordu.Evet,eren gitmişti.Ölmüştü.Arkasında üzüntüden yıkılmış sevgilisini bırakmıştı.Biliyordu onun suçu değildi bu,Azrail kapıyı tıklamadan girmiş,sürükleye sürükleye götürmüştü onu.Bir an peşinden yol almaya başladığı hissine kapıldı.Gözünü tekrar açtığında Salih'i buldu başucunda tekrar.Okulun çıkışında bekleyen annesini işaret etti başıyla yavaşça.Kendini bırakamamaktan neredeyse yerinden fırlayacak olan gözyaşı bezlerine müebbet vererek yalpalaya yalpalaya annesi olacak kadının yanına gitti.Telefonu yeniden çaldı,ama gözardı etti.Artk her acı haber telefonla geliyordu sanki.Başsağlığı mesajlari gelen kutusuna sağanak sağanak yağarken,O boş gözlerle onlara bakıyordu.Yalnızca ona olan kızgınlığını geri plana attığı ve herkesin ne oldu sorularına karşılık kendinin yerine cevap verdiğini düşündüğü Salih'in mesajini cevapladı.Ve eve geldiğini,uyuyacağını yazdı.Dediklerine kendi bile inanmazken onun inanmasını bekleyerek.. Cevap anında geldi."Her ne olursa olsun kendine bir şey yapma kardeşim beni seviyorsan,".Uyarıydı bu yavaşça yanıtladı."Sevmek bazen acıtmaktır.".Ardından keşke bunu daha önce yapsaydım dediği şeyi yaptı.Telefonunu kapatti. Her an herşeyi yapabileceğini biliyorlardi.Tehlikeli,arıza insan bu tür uyarılara bağımlı olmuştu.Onlar anlamazlardı.Anladıklarını sansalar da.Aslında sevdikleri bir insanı kaybetmekti onları korkutan ve uyarı yapmaya teşvik eden.Bencilliğin doruğuydu bu. Bu acıyı sürdüremezdi.Bu acı içini kuşatacak,yıllanacak,küllenecekti.Şimdi asıl yapması gereken bu acıyı zirvede tutarak yaşamalı,yaşatmalıydı.. Ölüm sessizliği içinde sesler,ruhumun karanlığında ağlayan bedenimi arar ona artık bulabildiğini söylemek için.Kendi başıma yol almak dokunmuyor bana.Sadece ben ve "O".Karamsar dudaklarım dönemedi bir daha ona.Ağladi ona doyamayan gözlerim onunkilere artık bakamayınca.Ve isyan etti bedenim,onunkine kavuşamayınca..
Yazarken:Mein Heinz Brennt-Rammstein
|